Hayatımda beni çok derinden böyle deep inside modunda anlayabilen insanlarla karşılaşmak öyle çok sık rastlanılan bi olay değildir. Halley kuyruklu yıldızından daha önemlidir benim için, çünkü o kişiyle bi nevî ruh eşi olduğumu anlamam için 15 dakka konuşmam bile gerekmez. İlk görüşte falan da anlamam işin açıkçası o konuda bok bi insanım. Ama çok geçmeden bi şekilde görünmez kimyasallarla onun çekim alanına girerim, o da aynı reaksiyonları göstermeye başlar böyle baş ve karın ağrısı, mide bulantısı, ciltte kızarıklık gibi. Bulaşıcı hastalık gibi bi şeyim evet, insanların hayatına girene kadar akıllarında bile değilim, sadece ara ara adımı duyuyolar ama yaşayana kadar o asıl acıyı, o işkenceyi anlayamıyolar.
Neyse. Kendileriyle iyi anlaşabilme ihtimalim olan insanları öldürmek veya öldürmesem bile ciddi anlamda hasarlarla bırakmak hobim değil. Sadece bugün, o lanet olası 1.5 saat boyunca aksanlı bir ağızdan önümdeki soruları cevaplayabilmek için native speaker bi herüfü dinlerken çok çok yakınımda olan gerçeklerden dolayı uzun bi süre mutlu olamayacağımı fark ettim. Beni benden daha iyi anlayabilcek insan bi süredir hayatımdaydı, ama beni benden daha iyi anlayabilmesi yeteneği ona benimle yaklaşık aynı karaktere sahip olmasından dolayı bahşedilmiş bi lütuftu-ki bu da ikimizin de yürüyen felaket olduğuna, bir araya gelirsek yavaş ve acılı bir ölüme yol açacak doğal afetlere sebep olacağımıza işaret. Beni belki hayatı boyunca asla anlayamayacak diğer insana karşı olan önyargım da Hitler in Yahudiler e beslediği derin duygularla benzerdi. Baskın kişiliğini, her şeye bi anda ani ve zahmetsiz bi hareketle sıçabilme yeteneğini de babamınkine benzettiğim için ondan hayatım boyunca nefret edebilitem vardı. Yine de biliyordum ki benim gidip geleceğim yer, ruh eşiyle kalorifer yanında bi kupa dolusu kahveyle geçen o kış akşamı değil, geceleri uykularımdan uyandıran, camları döverek ortalığı bas bas ayağa kaldıran ani Ankara yağmurlarıyla ona eşlik eden şimşek-hemen ardından gök gürültüsü prensibinin işlendiği bi dehşet hikayesiydi.
Yazarın demek istediği, insanların hayatına bir sürü gri ve bir sürü velet gireceği. Ama yazarın tabii ki de onun için en yaşanılır kişi olan gri için mücadele etmek yerine bu durumu pek de siklemeyeceği, hayatının boş bir gaflet anına denk geldiğindeyse bi veletin bilinçaltında savrulup giderek kendi hayatını bile bile, şahsî rızasıyla becereceği gerçeğidir.
Gerçekler acıdır. Genze kaçan burun spreyinden kat kat acıdır.

Hmmm.
YanıtlaSilDogru demis..
okumakta güçlük çakeyorum desem :/ yazı boyutu gözlerimi yoruyor :/
YanıtlaSilmosmor benim bloga girse gözleri hepten bozulur o zaman xcv.xcbv.xvb
YanıtlaSilc'moon-bacımsın =D
YanıtlaSilmosmor-bi ara elleşiyim madem, şikayetler artmakta eheh =D